Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ANAHTAR PARTİ Kahramanmaraş İl Başkanı Fatin Rüştü Kayıran’dan Dikkat Çeken Açıklamalar

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Hemşehrilerim, Aziz Kahramanmaraşlılar;
Bugün burada, sadece bir siyasi partinin il başkanı olarak değil; kalbi bu kahraman şehrin ritmiyle atan,
bu kadim şehrin tozunu yutmuş, suyunu içmiş, acısını da sevincini de iliklerine kadar burada yaşamış
ve hissetmiş bir kardeşiniz olarak ve aynı zamanda kalbi Kahramanmaraş için atan, zihni
Kahramanmaraş’ın istikbaliyle meşgul olan her bir hemşehrimizin tercümanı olmak üzere
huzurlarınızdayım.

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Hemşehrilerim, Aziz Kahramanmaraşlılar;
Bugün burada, sadece bir

Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Hemşehrilerim, Aziz Kahramanmaraşlılar;
Bugün burada, sadece bir siyasi partinin il başkanı olarak değil; kalbi bu kahraman şehrin ritmiyle atan,
bu kadim şehrin tozunu yutmuş, suyunu içmiş, acısını da sevincini de iliklerine kadar burada yaşamış
ve hissetmiş bir kardeşiniz olarak ve aynı zamanda kalbi Kahramanmaraş için atan, zihni
Kahramanmaraş’ın istikbaliyle meşgul olan her bir hemşehrimizin tercümanı olmak üzere
huzurlarınızdayım.
Sözlerime başlarken; 6 Şubat ve 12 Şubat’ın taze hissiyatıyla yaşadığımız o kederli deprem gününde
ebediyete uğurladığımız canlarımızı ve bu şehri bize vatan kılan aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle,
minnetle ve hürmetle yâd ediyorum. Rabbim mekanlarını cennet, makamlarını âli eylesin.
Değerli arkadaşlar,
Kahramanmaraş, sadece haritada bir nokta değildir. Burası, bir milletin izzet-i nefsinin kalesidir.
Bizler; kalesinde bayrağı hür dalgalanmayan bir şehirde Cuma namazı kılınmayacağını haykıran
Rıdvan Hoca’nın ferasetinden, namusu için ilk kurşunu sıkan Sütçü İmam’ın vakarından beslenen bir
nesiliz. Bizim tarihimiz; imkânsızlığa karşı imanın, işgale karşı istiklalin destanıdır. Kendi kendini
kurtaran ve bu şanlı ünvanı alnının akıyla taşıyan bu şehir, her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır.
Lakin hepimizin malumudur ki; 6 Şubat sabahı saatler 4.17’yi gösterdiğinde, bu kadim şehir sadece
binalarıyla değil, hatıralarıyla da büyük bir imtihandan geçti. Biz o zor günlerde, “devlet-millet el ele”
olsun diyerek yaralarımızı sarmaya, acılarımızı dindirmeye odaklandık.
Bugün huzurunuza gelmemizin sebebi, biriken sessiz çığlıkların tercümanı olmaktır. Biz Anahtar Parti
olarak, siyaseti bir kavga alanı değil, bir “gönül alma ve çözüm bulma” yolu olarak görüyoruz.
Üslubumuzda kırmak yok, onarmak var; öfke yok, sağduyu var. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki;
Maraş’ın asil sabrını, Maraşlı hemşehrilerimizin o vakur sessizliğini “herkes halinden memnun” diye
yorumlayanlar büyük bir yanılgı içindedir.
Yıllardır bu şehri yöneten, Ankara’da bizleri temsil etme sorumluluğunu üstlenen kıymetli
siyasetçilerimize bir kardeş payıyla seslenmek istiyorum: Maraş’ı “çantada keklik” gören, vatandaşla
ünsiyetini sadece seçim meydanlarına hapseden anlayış artık bu şehre dar gelmektedir. Bizler, seçim
bittikten sonra telefonları cevapsız bırakan, vatandaşın kapısını sadece oy istemek için çalan bir siyaset
tarzını reddediyoruz. Siyaset; protokol koltuklarında boy göstermek değil, konteynerde kışı geçiren
insanımızın sobasının tütüp tütmediğini bilmektir. Siyaset; esnafımızın sabah dükkanını açarken
hissettiği o derin kaygıyı yüreğinde taşıyabilmek ve bunun gibi dertler için çare olmaktır.
Aziz Maraşlılar;
Biz bugün burada sadece eleştirmek için toplanmadık. Biz bugün, “Maraş sahipsiz değildir” demek
için, bu şehrin tıkanan damarlarını ferasetle açmak için buradayız. Yükselttiğimiz ses; kuru bir siyasi
öfkeden değil, bu şehre olan sevdamızdandır. Hemşehrilerimiz hizmetin en iyisini bekliyor ve bu
onların en doğal hakkıdır. Bizim niyetimiz üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir. Ama bağın
kurumasına da asla müsaade etmeyeceğiz.
Siyasetçinin ilgisizliğinden, sahipsiz bırakılmışlıktan ve sadece vitrine oynayan beceriksizliklerden
dolayı kaybettiğimiz her saniye, Maraş’ın geleceğinden çalınan zamandır. Biz bu zamanı geri
kazanmaya, Maraşlı ile yeniden gönül köprüleri kurmaya ve şehri ehil ellere teslim etmeye kararlıyız.
Sağlıktan ulaşıma, kentsel dönüşümden esnafımızın dertlerine kadar her meseleyi masaya yatırırken;
sorumluları nezaketle uyarmayı, yanlışları göstermeyi ve çözüm tekliflerimizi sunmayı bir borç
biliyoruz.
Kahramanmaraş İl Başkanlığı – www.anahtarparti.org
Şehit Abdullah Çavuş Mah. Adil Erdem Beyazıt Cd. No:143/B Onikişubat/Kahramanmaraş
2
Değerli hemşehrilerim,
Şimdi gelin, hepimizin ortak derdi olan, akşam olduğunda huzurla sığınacağımız o sıcak yuvalarımızın,
yani Kentsel Dönüşüm ve TOKİ sürecinin durumuna bir bakalım. Bizim niyetimiz kimseyi kırmak ya
da sadece açık aramak değil; bizim niyetimiz, konteynerde bekleyen vatandaşlarımızın hakkını
aramaktır.
Depremin ardından hepimiz büyük bir umutla kenetlendik. “Bir yıl içinde evlerinize gireceksiniz”
denildiğinde, bu sözün ağırlığına hepimiz itimat etmek istedik. Lakin bugün görüyoruz ki; depremin
üzerinden geçen üç yıla rağmen, Kahramanmaraş’ımızda hala konteynerkentlerde binlerce
vatandaşımız sıcak yuvalarına geçmeyi beklemektedir. Şehrimize bir bakan geldiğinde işlerin nasıl
hızlandığını hepimiz görüyoruz. Aslında istenirse gösteriş için bile olsa bazı işlerin ne kadar çabuk
yapılabileceğini, aylarca savsaklanan işlerin birkaç gün içinde nasıl tamamlandığını biliyoruz. Bu
çalışma şevkinizi her zaman görmek istiyoruz.
Burada bir parantez açmak istiyorum; Siyaset, sadece rakamları alt alta yazmak değildir; hakkaniyete
ihtimam göstermek ve hakkı olana hakkını teslim etmektir. 250 metrekare evi olan bir hemşehrimize
100 metrekare ev vermek; ya da 200 metrekare dükkanı yıkılan esnafımıza 100 metrekare hak tanıyıp,
günün sonunda 60 metrekare dükkan teslim etmek, hakkaniyet terazisini zedelemiyor mu?
Ayrıca vatandaşımız “ne ödeyeceğim, hangi faizle borçlanacağım?” diye neredeyse 3 yıldır bir
belirsizlikle yaşayıp durdu. Bu belirsizlikler, depremden daha yorucu haldeydi. Geçtiğimiz günlerde
yapılan açıklamayla bu üç yıllık yorucu belirsizlik bir nebze sona erdi. Vatandaşımız gördüğümüz
kadarıyla açıklanan ödeme rakamlarından memnun. Bundan dolayı devletimize teşekkür ederiz. Fakat
şu konu da göz ardı edilmemeli: Önsen’de, Ağyar’da ya da Azerbaycan Konutları’nda teslim edilen
evlerdeki işçilik kalitesizliği ve teknik yetersizlikler vatandaşlarımız tarafından sıklıkla dile getirilmeye
başlandı. Yeni teslim edilmiş binalarda tesisat sorunlarının çıkması, altyapının merkeze uzaklığı
nedeniyle insanlarımızın sosyal yaşamdan kopması, aslında hepimizin ortak kaybıdır. Anahtar
tesliminde talep edilen ek ücretler ve yüksek aidatlar, zaten yaralı olan vatandaşımızı biraz daha
yormaktadır.
Barınma konusunun ana hatları böyle ancak meselenin bir de can yakıcı tarafı var: “neden bu kadar
büyük bir yıkım yaşadık?” Bizim muhalefet anlayışımız sadece bugünü değil, yarını da inşa etme
derdindedir. Bu yüzden, kentsel dönüşüm ve planlama hatalarını konuşurken aslında geleceğimizin,
evlatlarımızın can güvenliğini konuşuyoruz.
Hepimiz biliyoruz ki, yer bilim uzmanları ve AFAD yetkilileri yıllarca Kahramanmaraş’ın aktif fay
hatları üzerinde olduğunu haykırdılar; riskin çok yüksek olduğu konusunda uyarılarda bulundular.
Uzmanlar; riskli bölgelerde zemin etütleri yapılsın, binalar tahliye edilsin, dayanıklı yapılar planlansın
diye defalarca öneriler sundular. Lakin ne acıdır ki; bu hayati uyarıların yerel planlarda maalesef tam
anlamıyla hayata geçirilmediği bugün teknik raporlarda açıkça görülmektedir.
Bakınız; Mimarlar Odamızın raporları, deprem risk yönetiminin şehrimizde maalesef yeterince
öncelikli hale getirilmediğini ortaya koyuyor. Zemin özelliklerini dikkate almadan verilen yüksek katlı
imar izinleri, adeta bugünkü felakete kapı aralamıştır. Hatta o dönemde, fay hatlarının imar planına
işlenmesi gerektiği yönündeki uzman uyarılarının, dönemin belediye yönetimi ile kamuoyu arasında
ciddi tartışmalara yol açtığını, ancak bu hayati meselelerin yeterince dikkate alınmadığını biliyoruz.
Bu ilgisizlik, maalesef 6 Şubat’ta yüzlerce binanın çökmesine ve binlerce canımızın kefensiz bir
şekilde defnedilmesine dolaylı bir zemin hazırlamıştır.
Değerli Dostlar; “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” cümlesini dilinden düşürmeyen bir iktidar tarafından
yönetiliyoruz. Ama bunu uygulamada pek göremedik maalesef. Evet siyasetin asıl görevi, vatandaşını
yaşatmaktır. Eğer doğru bir planlama yapılsaydı, yüksek riskli alanlardaki bina yoğunluğu azaltılsaydı
ve fay hatları imar süreçlerine tam entegre edilseydi, bugün belki de çok daha dayanıklı bir yapı stokuna
sahip olacaktık ve ahirete göç eden binlerce canımız aramızda olacaktı. Türkiye genelinde uygulanan
Kahramanmaraş İl Başkanlığı – www.anahtarparti.org
Şehit Abdullah Çavuş Mah. Adil Erdem Beyazıt Cd. No:143/B Onikişubat/Kahramanmaraş
3
“imar affı” gibi politikalar da maalesef riskli yapı stokunu kayıt altına alarak bu planlamaların önüne
geçmiş, şehrimizde de benzer olumsuz etkiler doğurmuştur.
Biz diyoruz ki; Depremin ne zaman geleceğini bilemeyiz ama riskin sonuçlarını azaltmak bizim
elimizdedir. Bundan sonra Kahramanmaraş’ta; “hatır gönül” ile değil, “bilim ve fen” ile imar planları
yapılmalıdır. Zemin etütleri ve fay hatları kentsel planlamanın kırmızı çizgisi olmalıdır. Siyasi
beceriksizliklerin bedelini bir kez daha canımızla ödemek istemiyoruz. Maraş’ı sahipsiz bırakan bu
planlama eksikliklerinin takipçisi olacak, şehrimizin bilimle ve güvenle yeniden inşa edilmesinin
mücadelesini vereceğiz.
Şimdi gelin, her sabah rızkının peşine düşen babaların, okuluna yetişmeye çalışan evlatlarımızın ve
hastasını yetiştirmeye çalışan canlarımızın her gün bizzat içinde boğulduğu bir başka büyük düğümü;
Kahramanmaraş’ın ulaşım ve altyapı dosyasını açalım. Bizim bu konudaki amacımız çok nettir: Şehir
trafiğinin nefes alması ve vatandaşımızın en temel hakkı olan güvenli, konforlu ulaşıma kavuşmasıdır.
Bakınız Rakamlar Ne Diyor; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık 2025 verilerine göre,
Kahramanmaraş’ımızda trafiğe kayıtlı araç sayısı tam 351 bin 418’e ulaşmıştır. Şehrimizin araç sayısı
her geçen yıl artarken, bu şehri yönetenlerin vizyonu maalesef yerinde saymaktadır. 25 yıldır süregelen
bu iktidar döneminde; Göksun tünelleri ve rutin asfalt çalışmaları haricinde, bugün ulaşıma dair
“yeterli” diyebileceğimiz tek bir modern dokunuş maalesef yoktur. Çağlayancerit’ten Elbistan’a,
Pazarcık’tan Ekinözü’ne, Türkoğlu’ndan Narlı’ya, Kayseri yolundan Ilıca’ya kadar önemli
bölgelerimize, ilçelerimize ve komşu illerimize bağlanan yollarımız, bu şehrin ekonomik potansiyeline
ve teknolojik kapasitesine asla yakışmamaktadır.
Yöneticilere sesleniyorum, Yaşadığınız Şehrin Sokaklarına Hiç Çıkmıyor Musunuz? Şehir içindeki
trafik bir çile yumağı haline gelmiş durumdadır. Kayseri yolu üzerindeki o meşhur Sümbüllü-Boğaziçi
bağlantı kavşağının acilen bir köprülü kavşak projesiyle rahatlatılması artık bir lütuf değil,
mecburiyettir. Vatandaşımızın kullanımı için artık yetersiz kalan Güney Çevre Yolu’na neden
alternatifler üretilmiyor?. Kuzey Çevre Yolu dediğimiz güzergâh, standartlardan o kadar uzak ki;
binaların arasında kalarak çevre yolu vasfını yitirmiş, adeta bir mahalle arası yoluna dönüşmüştür.
Maraş’a yakışan, 100 yıllık planlamayla yapılacak yeni bir Kuzey Çevre Yolu projesidir.
Buradan teklifimizi sunuyoruz: Necip Fazıl Kültür Merkezi kavşağından Bin Evler Tatlı Park’a,
Tekerek Akdo’dan Enfes kavşağına kadar bu düğüm noktaları ivedilikle “battı-çıktı” modeliyle
modernize edilmelidir. Ama rica ediyoruz; bu projeleri “yaptık oldu” mantığıyla, aceleye getirerek
değil; insan sağlığını ve çevre kirliliğini de gözeterek, tam çözüm odaklı bir programla hayata geçirin.
Altyapı Adı Altında Çektirilen Bu Eziyete Ne Demeli? Hepimiz görüyoruz; şehrimiz adeta plansız,
programsız bir şantiye alanına çevrildi. Deprem sonrası yıkımlar yapılırken halk sağlığı hiçe sayılıyor;
insanlarımız asbest ve yoğun toz bulutlarına maruz bırakılıyor. Bilim insanları bas bas bağırıyor, “bu
tozların etkisi yıllarca geçmeyecek hasarlara yol açar” diyor; ama bu uyarılar birer birer duymazdan
geliniyor. 25 yıldır akıllarına gelmeyen altyapı imarını bir buçuk yıla sığdıracağız hevesiyle, alternatif
güzergâh bile belirlemeden yolları kazmak, Maraşlıya ve ekonomisine vurulmuş bir darbedir. Nitekim
depremden üç yıl geçmesine rağmen hala nihayete erdirilememiştir.
Bu noktada mesela farklı taşeronların plansız ve değişik zamanlarda çalışmasıyla bir evin ya da bir
işyerinin dört yanı aynı anda şantiye oluyor, insanlar meskenlerine giremiyor, çarşılarımız haftalarca
girilemez halde kalıyor, esnafımız siftah yapamıyor, kan ağlıyor. Buna karşılık yöneticilerimiz
“yıkılmış bir şehri yeniden ve hızlı bir şekilde inşa ediyoruz” bahanesinin arkasına saklanarak bu
sorumluluktan kurtulamazlar. Pek tabii hepimiz biliyoruz ki düzenli ve planlı bir çalışma tüm bu
sorunları tamamen ortadan kaldırmasa bile minimize edebilir, süratle de ortadan kaldırabilirdi. Sonuçta
Doğu Akdenizin incisi, altın şehir Kahramanmaraş’ı çamur ve çukurdan geçilmez hale getirdiniz.
Temsili bir örnek olarak söylüyorum: Hesap çok basit ama can yakıcıdır: Bir vatandaşımızın aracının
tek bir lastiği bu bozuk yollar yüzünden patladığında, en az 300 TL bakım ücreti ödemek zorunda
Kahramanmaraş İl Başkanlığı – www.anahtarparti.org
Şehit Abdullah Çavuş Mah. Adil Erdem Beyazıt Cd. No:143/B Onikişubat/Kahramanmaraş
4
kalıyor. Şehrimizdeki araç sayısını bu rakamla bir çarpın; ortaya çıkan 105 milyon TL’den fazla para,
“altyapı yapıyoruz” diyenlerin iş bilmezliği yüzünden vatandaşımızın cebinden, milli servetimizden
çıkıyor. Biz Anahtar Parti olarak diyoruz ki; çalışma yapılacak bölgeler şantiye ortamına uygun izole
edilmeli, alternatif yollar tertemiz ve trafiğe hazır hale getirilerek vatandaş yönlendirilmelidir.
Bir de müzmin hızlı tren meselemiz var. Adı hızlı kendi yavaş. Bir türlü gelmeyen tren. 2014’ten beri
hep beklediğimiz ama ufukta görünmeyen tren. Biz diyoruz ki bu mevzu seçim dedikodusu olmaktan
çıkıp somut ve gerçekçi bir temele oturtulmalı. Maraşlı’nın beklentisini karşılayacak bir sonuca
ulaştırılmalı.
Ve Kahramanmaraş Havalimanı… Bir Şehrin Kapısı Bu Kadar Mı Sık Kapanır? Yıllardır bitmeyen bir
iniş sorunu, bitmeyen bir uçuş iptali rezaletiyle karşı karşıyayız. Seyrüsefer cihazları yenilendi dediler,
modernize ettik dediler; ama tablo değişmedi. Her ay en az birkaç kere, sadece Kahramanmaraş’ı
etkileyen o “doğal koşullar” bahanesiyle uçaklarımız inemiyor. Komşu illerimizde, aynı coğrafi
şartlarda tıkır tıkır işleyen trafik, neden bizim şehrimize gelince tıkanıyor?. Üstelik uçaklar
inemediğinde tek yön neresi? Gaziantep. Bu durum artık sadece yakınlıkla açıklanamayacak kadar sık
tekrar eden bir ihmaldir. Maraşlı seyahat etmek için komşu illere mahkum bırakılmayı hak etmiyor.
Değerli Hemşehrilerimiz;
Ulaşımdaki bu plansızlık, sadece vaktimizden ve nakdimizden çalmıyor; aynı zamanda yaşadığımız bu
güzel coğrafyanın ruhuna da zarar veriyor. Kontrolsüz şantiye alanlarından yükselen toz bulutları,
sadece araçlarımızın motorunu değil, evlatlarımızın ciğerlerini de kirletiyor. Programsız yürütülen her
yol çalışması, doğayı ve insan sağlığını hiçe sayan bir anlayışın tezahürüdür.
Biz sadece yollarımızın konforunu değil, soluduğumuz havanın temizliğini, içtiğimiz suyun
berraklığını da muhafaza etmekle mükellefiz. Ne yazık ki, bugün Kahramanmaraş’ta sadece asfaltın
altındaki borular değil, şehrin damarları hükmündeki su kaynaklarımız ve çevre düzenimiz de büyük
bir tehdit altındadır. Çünkü temiz bir çevre, en az konforlu bir yol kadar hayati bir haktır…
Ulaşımdaki keşmekeşin tozuna toprağına değindik ama Maraş’ımızın asıl sessiz feryadı; toprağımızda,
suyumuzda ve ciğerlerimize çektiğimiz o havada saklıdır. Biz Anahtar Parti olarak inanıyoruz ki; bir
şehri ihya etmek sadece bina dikmek değil, o şehrin doğasını ve insanının sağlığını da muhafaza
etmektir. Ne yazık ki bugün Kahramanmaraş, doğal güzellikleriyle anılması gerekirken, hava kirliliği
istatistiklerinde Türkiye’nin en kirli ilk 10 ili arasında zikredilmektedir. Bu tablo, bizim için kabul
edilebilir bir durum değildir.
Aziz Dostlar, Bakınız Aksu Çayı Ne Halde; Şehrimizin simgelerinden olan, bereketin adı Aksu Çayı;
bugün Osmanbey ve Hacımustafa mahallelerimizden geçerken adeta bir “zehir” akıntısına
dönüşmüştür. Sanayi tesislerinden bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle çayın yüzeyi yer yer siyaha
dönmüş, yoğun köpüklenme ve etrafa yayılan o ağır koku, çevrede yaşayan vatandaşlarımızın hayatını
çekilmez hale getirmiştir. Atık suların bazı fabrikalardan doğrudan çaya dökülmesi, sadece çevre
kirliliği değil, o bölgedeki tüm canlı habitatı için büyük bir tehlikedir. Biz buradan ilan ediyoruz: Aksu
Çayı’nın temizlenmesi için tüm resmi makamlara gerekli başvuruları yapacak ve bu rezaletin son
bulması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bir an önce ıslah çalışmalarını başlatmasının takipçisi
olacağız.
Bir de Çöp ve Katı Atık Tesisi meselemiz var. Kürtül’de bulunan bu tesis artık neredeyse yaşam alanı
içinde kalmaya başlamış ve çevre mahalleleri ağır bir kokuyla rahatsız eder hale gelmiştir. Bu tesisin
ya o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın sağlığını tehdit eden durumdan kurtaracak bir sistemle daha
sıhhatle hale getirilmesi ya da yaşam alanlarından uzak bir bölgeye taşınması gerekmektedir.
Gelelim Kuzeyin Yarasına: Afşin-Elbistan Havzası… Türkiye’nin en büyük linyit rezervine sahip olan
bu havzamızda bulunan iki dev termik santral, ne yazık ki bugün hava kirliliğimizin başlıca
müsebbiplerinden biridir. Evet, bu tesisler ülkemiz ve şehrimiz için bir katma değerdir, buna itirazımız
yok; ancak hiçbir katma değer insan sağlığından daha kıymetli değildir.
Kahramanmaraş İl Başkanlığı – www.anahtarparti.org
Şehit Abdullah Çavuş Mah. Adil Erdem Beyazıt Cd. No:143/B Onikişubat/Kahramanmaraş
5
Sütçü İmam Üniversitemiz tarafından yapılan araştırmalar, acı gerçeği yüzümüze çarpmaktadır:
Bölgede yaşayan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunda akciğer hastalıkları ve kronik rahatsızlıklar
gözlemlenmiş; daha da acısı, 6 yaşından küçük evlatlarımızda üst solunum yolu şikayetleri artmıştır.
Halkımız haklı olarak bitki örtüsünün, toprağın ve tarım alanlarının zarar gördüğünü haykırıyor. Bizim
çözüm teklifimiz nettir: Bu tesisler ivedilikle insan ve çevre sağlığına uygun modern standartlara
getirilmelidir. Kamunun denetimi ve yasal yaptırımlar bir lütuf değil, vatandaşın canını korumak için
bir zorunluluktur.
Ve belki de En Sinsi Tehlike: Asbest Sorunu… 6 Şubat depremiyle yıkılan binalarımızdan yükselen o
moloz ve hafriyat yığınları, sadece birer beton yığını değildir. Bu enkazın içinde soluduğumuz havayı
zehirleyen asbest ve pek çok kimyasal madde bulunmaktadır. Şehrimizde yıkımlar hala devam ediyor.
Biz uyarıyoruz: Moloz yığınlarına ve atık alanlarına erişim kısıtlanmalı, yıkım esnasında toz
oluşumunu engellemek için ortam mutlaka ıslak tutulmalıdır. Halkımızın sağlığını “bir buçuk yıla
sığdıracağız” telaşıyla programsız yürütülen bu çalışmalara feda etmeyin.
Netice İtibarıyla Aziz Hemşehrilerim; Afşin-Elbistan’daki santraller, sanayi kuruluşları ve ısınmada
kontrolsüz kömür kullanımı Kahramanmaraş’ın havasını boğmaktadır. 6 Şubat sonrası hava kalitesi
parametrelerindeki o olumsuz değişim, artık alarm vermektedir. Biz Anahtar Parti olarak, bu şehrin
suyunu da, havasını da, toprağını da sahipsiz bırakmayacağız. Sorumlu muhalefet anlayışımızla,
yetkilileri tedbir almaya davet ediyor; insan sağlığının her türlü ticari ve siyasi hesabın üzerinde
olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Kıymetli Hemşehrilerim, Değerli Basın Mensupları;
Şimdi de en hayati, en ertelenemez ve üzerine en çok titrememiz gereken meseleyi; Kahramanmaraş’ın
sağlık durumunu masaya yatırıyoruz. Biz Anahtar Parti olarak sağlığa sadece hastane binalarından
ibaret bir pencereden bakmıyoruz. Sağlık; soluduğumuz temiz hava, bardağımıza doldurduğumuz
temiz su ve ulaştığımızda nitelikli hizmet alabileceğimiz bir altyapı demektir. Ne acıdır ki;
Kahramanmaraş’ta bu dört temel başlığın tamamında derin ve yapısal bir kriz yaşanmaktadır.
Soluduğumuz Havadan Başlayalım; az önce detaylarıyla bahsettik. Şehrimiz deprem sonrası
molozlardan dolayı bir asbest tehdidiyle karşı karşıyadır. Buna bir de Afşin-Elbistan’daki termik
santrallerin eski nesil teknolojisi ve çalışmayan filtreleri eklenince, Maraşlı hemşehrimiz adeta zehir
solumaya mahkûm bırakılmaktadır. Yetkililere sesleniyorum: Bu halkın ciğerlerini siyasi
ihmallerinize, menfaat hesaplarınıza kurban etmeyin!
Gelelim En Temel İhtiyacımız Olan Suya; 2025 yazında yaşadığımız o uzun süreli su kesintilerini
hepimiz hatırlıyoruz; günlerce evlere su verilmediği oldu. Su zenginliği konusunda Dünya’da üçüncü,
Türkiye’de ilk sırada olan şehrimizde su sıkıntısı yaşanması siyasi ve idari bir ferasetsizlik, basiretsizlik
ve plansızlık örneği olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Bununla da kalmadınız. Üstüne üstlük bir de
suya zam üstüne zam yaparak bu iş bilmezliğinizin faturasını vatandaşa kestiniz. Asgari ücrete yüzde
27 zam reva görülürken su gibi temel ihtiyaç olan bir hizmete yüzde 35 oranında zam yapılmasını
doğru bulmuyoruz. Bu yüzde 35’lik zammın bir an önce geri çekilmesi veya gözden geçirilerek en
azından makul bir orana indirilmesi elzemdir.
Bütün bunların yanında Hastane Kapılarındaki Çileyi Görmüyor Musunuz? Hastanelerimiz, artan
yükü, mevcut kapasitesiyle artık karşılayamaz hale gelmiştir; bazı bölümlerde randevu almak bir
mucize, muayene için beklemek ise bir sabır testidir. Teknik cihaz eksiklikleri de cabası. Örneğin
bugün MR için randevu oluşturmak istediğinizde 2-3 ay sonrasına verilen randevular
vatandaşlarımızda telafisi imkânsız mağduriyetlere yol açmaktadır. Hemşehrilerimiz bir yandan sağlığı
ile uğraşırken bir yandan da randevu tarihlerini öne çekmek için hastanelerde tanıdık bulma peşinde
koşmaktadır.
Önsen’e yapılan 800 yataklı yeni Hastane’nin konumu ise ayrı bir planlama faciasıdır; sel riski olan
bir bölgeye hastane yapmak hangi akla hizmettir? Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ni tarım arazileri ve fay
Kahramanmaraş İl Başkanlığı – www.anahtarparti.org
Şehit Abdullah Çavuş Mah. Adil Erdem Beyazıt Cd. No:143/B Onikişubat/Kahramanmaraş
6
hattı üzerine yaparak attığınız yanlış imzanın bir benzerini şimdi de bu hastanede görüyoruz. Bu
plansızlığın bir örneği de Türkoğlu ilçemizde karşımıza çıkıyor. Depremden birkaç yıl önce açılışı
yapılan hastanenin depreme dayanıksız diye yıkılmak üzere boşaltılması, milli servetin nasıl çarçur
edildiğinin kanıtıdır.
Bununla birlikte Tıp Fakültesi’ndeki kıymetli öğretim üyelerimiz ve hekimlerimiz birer birer ya şehri
terk ediyor ya da özel hastanelere geçiş yapıyor. Hekim göçünü önleyecek teşvikleri hayata geçirmek
yerine seyirci kalmak, Maraş’ı sağlık alanında da sahipsiz bırakmak demektir.
Sonuç Olarak Aziz Hemşehrilerim; Kahramanmaraş’ta sağlık sorunları tesadüfi değildir, ihmaller
zincirinin bir neticesidir. Ve bu ihmaller zinciri şehrimizi yeni krizlere sürüklemektedir. Sağlık
ertelenemez; çünkü sağlık yaşam hakkının temelidir.
Şimdi geliyoruz Kahramanmaraş’ımızın kalbinin attığı yere; ticaretimize, sanayimize ve her sabah
umutla kepenk açan esnafımızın feryadına yani mücbir sebep meselesine. Biz Anahtar Parti olarak bu
meseleyi sadece teknik bir vergi konusu olarak görmüyoruz; biz bu meseleyi bir “var oluş” mücadelesi
olarak kabul ediyoruz. Kahramanmaraş’ta mücbir sebep halinin uzatılması talebi, bir siyasi inat değil;
ekonomik, mali ve sosyal verilerle ispatlanmış bir zorunluluğun ifadesidir.
Kimse Bize “Her Şey Normale Döndü” Masalı Anlatmasın; Biz sadece masabaşında rapor
okumuyoruz, biz sahadayız! Teşkilatlarımızla birlikte Orman Dairesi’nde, Karacaoğlan’da, Piri Reis
mahallelerinde esnafımızı dinledik. Daha geçenlerde Dulkadiroğlu ilçemizin Kanuni
Mahallesi’ndeydik. Esnafımız ne diyor biliyor musunuz? “Yollarımız kazılmış, her yer çamur içinde,
kapımızdan içeri müşteri girmiyor” diyorlar. Siftah dahi yapmadan dükkan kapatan esnafımıza, hiçbir
şey olmamış gibi vergi ve SGK yükümlülüklerini “normal zaman” varsayımıyla yüklemek hangi
vicdana sığar?
Rakamların Dilini Hep Birlikte Dinleyelim; Şehrimizin ekonomik lokomotifi olan sektörlerin
durumunu duygusallıktan uzak, tamamen veriye dayalı bir tabloyla sizlere sunuyorum:
• Tekstil – İplik ve Dokuma Sektörü: En büyük istihdam ve vergi kaynağımız olan bu alan, bugün
ancak %50-60 seviyesinde toparlanabilmiştir. Nitelikli iş gücümüz göç etmiş, yüksek enerji ve
finansman maliyetleri sanayicimizin belini bükmüştür.
• Metal ve Makine Sanayi: Toparlanma seviyesi maalesef %55-65 bandında kalmıştır. Yatırım
kredilerine erişimde yaşanan zorluklar ve zayıflayan nakit akışı, bu stratejik sektörü nefessiz
bırakmaktadır.
• İnşaat ve Yan Sanayi: Yeniden yapılanmanın temel taşı olan bu sektörde toparlanma ancak
%40-50 düzeyindedir. Özel sektör yatırımlarının durması ve kamu ödemelerindeki gecikmeler,
sektörü ciddi bir dar boğaza sürüklemiştir.
• Ticaret ve Hizmet Sektörü: En kırılgan halkamız burasıdır; toparlanma seviyesi %45-55
arasındadır.
Dolayısıyla buradan şu sonuç çıkıyor: depremin Maraş ekonomisine olumsuz yönde etkisi neredeyse
yüzde 50 oranındadır. Ve bu rakamlar gösteriyor ki alım gücü gerileyen vatandaşımız harcama
yapamazken, esnafımız borçla ayakta kalmaya çalışmaktadır.
Buradan Hükümet Yetkililerine ve Sayın Bakanlara Sesleniyorum; Bir kıyaslama yapalım: 2011
yılında Van depreminde mücbir sebep hali tam 5 yıl 8 ay uzatılmıştı. Peki, 6 Şubat gibi “asrın felaketi”
diye isimlendirdiğiniz depremi yaşamış Kahramanmaraş’ta bu süre neden bu kadar kısıtlı tutuluyor?
Bu şehirde kayıtlı 14 bin 500 basit usul esnafımız varken, onların üzerine bu mali yükleri bindirmek,
“erken normalleşme” baskısı kurmak iflasları artırmaktan, işsizliği derinleştirmekten başka neye yarar?
Bizim Anahtar Parti Olarak Talebimiz ve Çağrımız Nettir: Mücbir sebep halinin uzatılması bir lütuf
değil, üretimin ve istihdamın korunması için zorunluluktur. Özellikle basit usul esnafımızın mücbir
Kahramanmaraş İl Başkanlığı – www.anahtarparti.org
Şehit Abdullah Çavuş Mah. Adil Erdem Beyazıt Cd. No:143/B Onikişubat/Kahramanmaraş
7
sebep süresi en az 1 yıl daha uzatılmalı ya da bu birikmiş vergi-SGK borçları için gerçekçi bir çözüm
yolu sunulmalıdır. Kahramanmaraş’ın yeniden ayağa kalkması; zamana, finansal desteğe ve esnafın
elinden tutan gerçekçi bir geçiş sürecine ihtiyaç duymaktadır. Kahramanmaraş esnafının sesine kulak
tıkamaktan vazgeçilmelidir. Esnafın derdi bizim derdimizdir; onların kepenklerini huzurla açtığı gün,
Maraş’ın gerçekten ayağa kalktığı gün olacaktır.
Bununla birlikte depremden bu yana borç içinde yüzen esnaflarımıza verilen KOSGEB Deprem
kredisinin mart ayından itibaren geri ödemesi başlayacaktır. Bu kapsamda deprem kredilerinin geri
ödeme başlangıçlarının en az 24 ay faizsiz ertelenmesini; uzun vadeli ve faizsiz yeniden yapılandırma
imkânı sağlanmasını; yüzde 75 ciro kaybı olan işletmeler için kısmi hibe veya borç indirimi modelinin
gündeme alınmasını; deprem bölgesine özgü ve bölgesel ekonomik toparlanma endeksine dayalı
ödeme sistemi oluşturulmasını Anahtar Parti olarak acilen talep ediyoruz. Bu çağrımız herhangi bir
ayrıcalık talebi değil, deprem bölgesinin ekonomik olarak ayağa kalkabilmesi için zorunlu bir
düzenleme ihtiyacıdır.
Ayrıca BDDK raporlarına göre depremden bu yana Kahramanmaraşlının borçlanmasına ilişkin
rakamlar ekonomik durumumuzun nasıl alarm verdiğini de gözler önüne seriyor. Şöyle ki; mesela
vatandaşlarımızın banka avans borçları 3 yılda 709 milyon liradan 6 milyar 973 milyon liraya ulaşarak
yaklaşık 10 kat artmış durumda. Konut ve taşıt kredisi hariç tüketici kredilerinde 6 milyar 703 milyon
lira olan borç, 12 milyar 141 milyon liraya çıkarak neredeyse 2 kat artmış. Bireysel kredi kartı borçları
5 milyar 375 milyon liradan 24 milyar 118 milyon liraya, yani yaklaşık 5 kata çıkmış. İcraya düşmüş
krediler ise 204 milyon 780 bin liradan 866 milyon 863 bin liraya çıkarak yaklaşık 4 kat büyümüş.
Özetle şunu söyleyebiliriz: Kahramanmaraş ekonomisinde deprem devam ediyor. Ciddi önlemler
alınmaz, kalıcı çözümler üretilmezse; Allah muhafaza telafi edilemez ve çok daha büyük ekonomik
yıkımlarla karşı karşıya kalacağımız aşikardır.
Kıymetli Hemşehrilerimiz, Güzel Maraş’ın Güzel İnsanları;
Üzerinde yaşadığımız bu toprağın ne kadar büyük bir hazine olduğunu ama bu hazinenin kapısına nasıl
kilit vurulduğunu da konuşalım. Biz Anahtar Parti olarak diyoruz ki; Türkiye dünya için ne kadar
önemliyse, Kahramanmaraş da Türkiye için o kadar önemli bir kültür ve turizm başkentidir. Lakin bu
muazzam potansiyel, maalesef liyakatsiz ellerde heba edilmektedir.
Bakınız Nasıl Bir Mirasın Üzerinde Oturuyoruz; Kahramanmaraş, Türkiye’nin en erken yerleşim
yerlerinden biridir. Döngel Köyü’nde 14 bin yıl öncesine dayanan yaşam kalıntıları, Direkli
Mağarası’nda bulunan 13 bin yıllık Ana Tanrıça figürü ve Domuztepe Höyüğü’ndeki 9 bin yıllık tarih,
bu şehrin insanlık tarihindeki yerini tescillemektedir. Hele bir Germanicia Antik Kentimiz var ki; Geç
Roma ve Erken Bizans döneminin bu devasa mirası, 2007 yılında bir kaçak kazıyla tesadüfen ortaya
çıktı. Aradan 18 yıl geçti! Soruyorum size: 18 yılda bir antik kenti turizme kazandıramayan bir yönetim
anlayışı, Maraşlıya ne verebilir? Çevremizdeki şehirler mozaik müzeleriyle, arkeolojik atılımlarla
dünyayı kendine çekerken; bizim Germanicia’mız yılda sadece bir ay yapılan kazılara mahkûm
edilmiştir.
Ey Yöneticiler, Bu Halk Size Ne Yaptı? Vatandaşımız size kesintisiz 20 yıl boyunca rekor oylar verdi;
gidin bizi Ankara’da savunun, şehrimize yatırım getirin diye size yetki verdi. Sadece mecliste el
kaldırıp indirin diye değil! Bakınız, 2000 yıllık tarihe sahip Kahramanmaraş Kalesi, restorasyon adı
altında bitmeyen bir çileye dönüştü. 2017’den beri bir kale restorasyonu bitmez mi? Kurtuluşumuzun
sembolü kalemizi bile bir türlü halkla buluşturamadınız.
Bununla birlikte şunu da özellikle vurgulamalıyız ki kültür meselesinde Kahramanmaraş’ın bin yıllık
bir Türk şehri olduğu unutulmamalıdır. Kültür ve tarihle ilgili siyaset geliştirirken şehrin kimliği
UNESCO gibi küresel çerçeveye veya Germanicia gibi antik tarih parantezine hapsedilmemelidir.
Bursa, Kastamonu ve Eskişehir gibi şehirlerimiz Türk Dünyası Kültür Başkenti olabiliyorsa bizim
şehrimizde elbette bu temsiliyete sahip olabilir. Dolayısıyla biz Anahtar Parti olarak
Kahramanmaraş’ımızın Türk Dünyası Kültür Başkentliğine aday gösterilmesini teklif ediyoruz. Bu
Kahramanmaraş İl Başkanlığı – www.anahtarparti.org
Şehit Abdullah Çavuş Mah. Adil Erdem Beyazıt Cd. No:143/B Onikişubat/Kahramanmaraş
8
bağlamda şöyle bir teklifimiz de var: Edebiyatın ve şiirin başkenti olan Kahramanmaraş’a milli
kütüphane statüsünde bir kütüphanenin yakışacağına da inanıyoruz.
Şifalı Sularımız ve Akarsularımız Da Sahipsiz;
Ilıca, sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı termik cennetlerinden biri olabilecekken, hak ettiği
değeri göremedi. 5 yıldızlı oteller, kongre merkezleri, sağlık kompleksleri vaat edildi; ama sonuç yine
hüsran. Ceyhan’dan Fırnız’a, Tekir’den Andırın Çayı’na kadar akarsularımız turizmi tek başına
sırtlayacak güçteyken; bakımsızlık, tesis yokluğu ve yönetilememe yüzünden kendi halkımız bile
buralara gidemez oldu. Geçmişte balık tutulan Aksu Çayı’nı ise sermayeye kurban ettiniz; o artık bir
akarsu değil, akan bir zehirdir!
Aziz Hemşehrilerim, Değerli Basın Mensupları;
Sonuç olarak bugün burada şehrimizin kanayan yaralarını konuştuk. Sağlıktaki perişanlığı, ulaşımdaki
plansızlığı, kentsel dönüşümdeki yetersizliği, esnafımızın mücbir sebep feryadını ve turizmdeki bu
büyük ihmali bir bütünün parçaları olarak masaya yatırdık.
Şunu çok iyi biliyoruz: tüm bu sorunlar aslında tek bir sorunda düğümleniyor: O da siyasetçi sorunudur.
Bu şehir, depremin enkazı altında değil, sahipsizliğin ve liyakatsizliğin ağırlığı altında ezilmektedir.
Yıllardır bu şehri yönetenlere, Ankara’da bizleri temsil etsin diye gönderdiklerimize buradan
sesleniyorum: Bu halk size rekor oyları, sadece meclisteki oylamalarda elinizi kaldırıp indirin diye
vermedi! Şehrimizi savunun, yatırım getirin, esnafımızı ve halkımızı kalkındırın diye verdi. Biz
Anahtar Parti olarak, Kahramanmaraş’ın sahipsiz kalmasına asla rıza göstermeyeceğiz. Kimse Maraş’ı
“çantada keklik” sanmasın. Çöl gibi şehirleri cennete çeviren vizyonlar varken; cennet gibi Maraş’ımızı
bu kadar geri bırakanlara, halkımız, inanıyoruz ki ilk seçimde gereken cevabı verecektir.
Şu noktaya da temas etmeden geçemeyeceğim: Özellikle son günlerde şehrimizde siyasetçilerimiz ile
iş dünyamız, sanayicilerimiz arasında yaşanan gerginliği üzülerek seyrediyoruz. Siyasetçilerimizi,
şehrin sorunlarını ortadan kaldıracak hamlelerin içinde görmek istiyoruz, birilerine laf yetiştirme
hevesinde değil. Hele de siyasetin kutuplaştırıcı bir dil üzerinden yürümesi, Maraş’ın birliğine ve
kalkınmasına belki de en büyük engeldir. Zaten pek çok sorunla baş etmeye çalışan Kahramanmaraş
halkını bir de bu anlamsız kavganızda taraf olmaya zorlamanıza da itiraz ediyoruz. Siyaset ayırmamalı
birleştirmeli, dağıtmamalı toparlamalı. Siyasetçilerimizi bu sorumluluk zeminine davet ediyoruz. Biz
Anahtar Parti olarak; siyasetle iş insanlarımızı, esnafla sivil toplumu, akademiyle bürokrasiyi ve yerel
yönetimlerle bizzat vatandaşımızı aynı potada birleştirecek bir “Ortak Akıl Zemini” inşa etmeye
geliyoruz. Bizim anlayışımızda kimseyi ötekileştirmek yoktur; şehrin sorunlarını ancak tüm
paydaşlarla aynı masada, liyakat ve istişare ile çözmek vardır
Biz Anahtar Parti Olarak Söz Veriyoruz: Biz bu şehrin dondurmasını da, tarhanasını da, şiirini ve şairini
de çok iyi biliyoruz. Germanicia’nın nasıl gün yüzüne çıkacağını, Ilıca’nın nasıl dünya markası
olacağını, esnafın sırtındaki vergi yükünün nasıl hafifletileceğini çok iyi biliyoruz. Sayın Genel
Başkanımızın da dediği gibi: “Daha iyisi mümkündür.” Ortak Akılla, İstişareyle, Bilenlere Sorarak,
Liyakati Önceleyerek her zaman daha iyisinin mümkün olduğu bilinciyle, daha güzel yarınlar ve daha
müreffeh bir Kahramanmaraş için Anahtar Parti kadroları olarak hizmete hazırız.
Kahramanmaraş artık sahipsiz değildir! Biz her bir dosyanın, her bir feryadın takipçisiyiz. Bu kadim
şehri liyakatle, dürüstlükle ve hemşehrilerimizle el ele vererek yeniden ayağa kaldıracağız.
Katılımlarınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor; sizleri, şehrimizi ve geleceğimizi Allah’a
emanet ediyorum.