6 Şubat 2023 sabahı, saatler 04.17’yi gösterdiğinde kıyameti yaşadık; bağrımız yandı.
Toprak ayağımızın altından kaydı, taş üstünde taş kalmadı. Kahramanmaraş’ta 12 binden fazla canımızı, deprem şehidimizi toprağa verdik. Yıkımın da, acının da, dökülen gözyaşının da merkez üssü Kahramanmaraş’tı.
Fakat gelgelelim, “Asrın felaketinde yaşananları, müdahale ve iyileştirme süreçlerini gelecek kuşaklara aktarmak, afet hafızasını canlı tutmak ve toplumda farkındalık yaratmak” amacıyla kurulacak olan Deprem Müzesi ve Afet Farkındalık Merkezi nerede inşa ediliyor biliyor musunuz? Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde!
Oysa işin gerisinde çok daha acı bir hafıza kaybı yatıyor.
Hatırlayınız; deprem sonrasında kente gelen uluslararası heyetler ve Japon uzmanlar, doğrudan Kahramanmaraş’a gelmiş, bu büyük felaketin izlerini yerinde incelemiş ve şehrimizde kurulması planlanan deprem müzesi ile afet farkındalık çalışmalarının ilk temaslarını buralarda gerçekleştirmişti.
Japon devletinin ve uluslararası aktörlerin deprem bölgesinin ihyası için sunduğu destekler konuşulurken, birileri masada yönü değiştirdi. Japon heyetinin Kahramanmaraş merkezli başlattığı bu vizyoner temaslar, ne oldu da el birliğiyle komşu ilin ilçesine kaydırıldı?
İşte bu sorunun cevabı aranırken karşımıza çıkan tablo ibretliktir: AFAD yetkilileri ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi oturdular masaya, protokolü imzaladılar.
Ankara’daki imza törenine bakıyorsunuz; Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve AFAD yetkilileri tam kadro orada!
Fotoğrafa bakınca insanın nutku tutuluyor; sahi, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Kahramanmaraş’ta size sandıkta oy veren, güvenen insanlara sahip çıkamadınız; peki 04.17’de hayatını kaybeden 12 bini aşkın deprem şehidimizin hatırı da mı yoktu? Şehitlerimizin manevi mirasına sahip çıkamayan Gaziantep heyeti kol kola girip Ankara’da bürokrasiyi çalıştırmış, devasa projeyi kendi illerine çekmiştir.
Bu kadar hayati bir konu için, Gaziantep siyaset ve bürokrasisinin gösterdiği o sıkı birlikteliği sağlamak gerçekten bu kadar zor muydu? Bizim siyasetçilerimiz ve bürokratlarımız ise adeta tiyatro izler gibi süreci seyretmekle yetindi.
Gaziantepliler yarın öbür gün çıkıp “Kahramanmaraşlılar kendi depremine de şehitlerinin hafızasına da sahip çıkamadı. Komşu şehrimiz yapamıyorsa biz yapalım dedik, kolları sıvadık” diyerek adeta bize bir gol daha atarsa hiç şaşırtmasınlar! Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali, yarın bizi suçlu çıkarırlarsa verecek bir cevabımız da kalmaz. Şehrimizin düşürüldüğü bu durum, acımızın büyüklüğü kadar ağır bir ayıptır.
Şimdi açıkça sormak gerek: Kahramanmaraş AK Parti İl Başkanlığı, Büyükşehir Belediyesi, şehrin milletvekilleri ve mülki idarecileri… Sizler ne iş yaparsınız; uluslararası temaslarla atılan ilk adımları, bu kentin haklarını ve hafızasını hiç mi takip etmezsiniz? Yarın öbür gün Kahramanmaraşlı vatandaşlar oylarınıza talip olduğunuzda kapınızı çaldığında ve bu büyük ihmali önünüze koyduğunda onlara ne diyeceksiniz?
Bu işin birinci derecede sorumluları Kahramanmaraş siyasetçileri, belediye yönetimi ve görevini ifa etme noktasında hantallık gösteren bürokratlardır. Bürokrasi ve siyasette işini bu derece sıkı tutmayan her kim varsa bu ihmalin sorumluluğunu revize etmeli, şapkasını önüne koyup ciddi bir muhasebe yapmalıdır! Siyasetçiler ilk sandıkta milletin iradesiyle, işini takip etmeyen bürokratlar ise ilgili idari mekanizmalar eliyle bu duruma son vererek sorumluluk üstlenmelidir.
Aslında bu mesele çözümsüz değildi; bu kadar önemli bir projeyi zamanında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a taşıyıp aktarsaydınız, bu haklı talep şüphesiz hemen çözülürdü. Nitekim yarın öbür gün o müzenin açılışı gerçekleştiğinde, Sayın Cumhurbaşkanımız o kurdeleyi kesmeye geldiğinde Kahramanmaraş heyeti de bir zaruret olarak orada, Cumhurbaşkanının yanı başında durmak zorunda kalacak.
Peki, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dönüp de “Hayırdır Kahramanmaraş heyeti!
Yıkımın merkez üssü Maraş iken, Japon heyetinin ilk temasları burada yapılmışken bu müzenin burada ne işi var? Siz ne iş yaparsınız?” diye sorduğunda haliniz nice olacak?
Hangi yüzle Sayın Cumhurbaşkanının yüzüne bakacaksınız? Bu soru karşısında mahcubiyetten başka söyleyecek tek bir söz bulabilecek misiniz?
Bu şehir, felaketi en derinden yaşamış insanlarının ve binlerce şehidinin hafızasının göz göre göre elinden alınmasını hak etmiyor. Eleştirinin de lafın da tam yerine oturduğu an burasıdır. Kahramanmaraş kamuoyu, bu ihmalkârlığın hesabını verecek yetkililerden acil bir açıklama bekliyor! Bakalım beklenen bu açıklama gelecek mi, yoksa ilgili siyasi irade bütün bu olan biteni görmezden gelip yoluna devam mı edecektir?
